Disiplin Soruşturması Yapılırken Dikkat Edilecek Hususlar
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 18
ZayıfEn iyi 
Osman ATALAY tarafından yazıldı   

 

        1- Hükümlü ve tutuklular hakkında disiplin soruşturmaları Cezaevi idaresince yapılırken;

 Aşağıda belirtilen hususların eksik yapıldığı belirlenmiştir.

 

-Yasada öngörülen emredici sürelere uyulmayarak soruşturmaların geç yapıldığı,

-Soruşturmaların uzamasında infaz Hakimliğinden ek süre alınmadığı,

-Soruşturmayı yapacak şahıslar hakkında görevlendirme belgelerinin düzenlenmediği,

-Hakkında işlem yapılan kişiye savunma için yazılı tebligat yapılmadığı,

 

-İfade almada ve tebligatta  teknolojik imkanlar ( faks gibi ) kullanılmadığı,

-Disiplin kurulu kararlarının geç alındığı,

-Disiplin Kurulu kararlarının ilgililere geç tebliğ edildiği ,  

-Disiplin Kurulu kararlarında gerekçe olmadığı,

-Bazı hallerde üst ceza uygulanmış ancak bu kişilerin daha önce hangi disiplin cezasını aldığı ve bu cezaların hangi tarihte kesinleştiği, önceki disiplin cezasının hangi tarihte kaldırılacağı belirtilmeden denetime açık olmayan bir şekilde üst ceza uygulaması yapıldığı,

-Disiplin soruşturmasını yürüten görevlinin kurula raporunu sunarken ceza süresi belirttiği, disiplin kurulunun da çoğu zaman aynı cezayı verdiği, bazen de soruşturmayı yürüten görevlinin disiplin kuruluna başkanlık ettiği görülmüştür.

 

            5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki K.nun :

     47/2 maddesinde “Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhâl ve en geç iki gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.” hükmü,

     47/3 maddesinde “Soruşturma en geç yedi gün içerisinde tamamlanır ve düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hâkiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilir. ” hükmü,          

     47/4 maddesine göre “Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Haklarında disiplin soruşturması yapılanlara, yüklenen eylemin niteliği ve sonuçları ile üç gün içinde savunmalarını vermeleri, aksi hâlde bu haklarından vazgeçmiş sayılacakları yazılı olarak bildirilir. Savunma yazılı olarak sunulabileceği gibi sözlü olarak da yapılabilir.” hükmü

     47/5 maddesinde “Disiplin cezaları disiplin kurulunca evrak üzerinden görüşülerek en geç üç gün içinde karara bağlanır. Disiplin kurulu, yasada yazılı disiplin cezası uygulanmasına veya disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verebilir. Disiplin kurulu kararları gerekçeli olarak yazılır.”hükmü,

     47/6 maddesinde “ Disiplin kurulu kararı, haklarında soruşturma yapılanlara yönetim tarafından derhâl tebliğ edilir. ” hükmü,

        48/2 maddesinde “Bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst ceza uygulanır .” hükümleri yer almaktadır.

         Yukarıda belirtilen süreler yasa koyucu tarafından ilgilileri bağlayıcı, keyfiliği önleyici ve emredici olarak getirilmiştir. Yasada belirtilen soruşturma sürelerine uymama halinde disiplin soruşturması gecikebileceği, yerine göre verilen disiplin cezasının sırf bu nedenle infaz Hakimliğince iptal de edilebileceği ihtimali  düşünülebilir.

            Ancak bu halde  disiplin cezası iptal edilse de, 5275 sayılı kanunun 89.ncu madde ile Ceza infaz kurumlarının yönetimi ile ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki Tüzükteki 133-134.ncü maddenin uygulanmasında iyi hâl açısından ve hükümlü  açık cezaevinde ise kapalı cezaevine gönderme (5275 sayılı kanunun 49.ncu maddesi ile Hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaları hakkında yönetmelik madde 13) yönünden olumsuz değerlendirmeye alınabilir. Bu ihtimallerin ortaya çıkmaması açısından disiplin soruşturması yasada öngörülen sürelerde yapılıp bitirilmelidir.

          

            Disiplin soruşturma sürelerine uyulmamasının bir diğer önemi, koşullu salıverme açısından ortaya                                                                                                                                                              çıkmaktadır. Disiplin soruşturması ne kadar geç yapılırsa ve cezanın  kesinleşmesi ve  infazı da ne kadar geç yerine getirilirse hükümlü açısından  koşullu salıverme de o kadar geç olacaktır. Nitekim ; 5275 sayılı Kanunun 48.nci maddesinin 3/b maddesine göre “Disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işlemi yapılmaz, ancak bu süre hakederek salıverme tarihini geçemez.” hükmü ile, 4.ncü fıkrasına göre ; “İnfaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında aşağıda belirtilen süreler esas alınır.” şeklinde alınan disiplin cezasının türüne göre infaz edildiği tarihten itibaren 15  Gün,1 ay, 3 Ay, 6 Ay ve 1 yıl gibi sürelerin geçmesi koşulu getirilmiştir.

 

           Disiplin cezaları özü itibariyle idari bir işlem oluşturduğu, disiplini tesis etmek amacıyla yasada öngörülen alt ve üst sınır arasında disiplin cezası süresi belirlemenin idarenin (Disiplin amiri ya da kurulunun ) takdirinde olduğu bir gerçektir. Ancak disiplin kurulu bu yetkisini hiçbir zaman muhakkike (soruşturmayı yapan görevliye) devredemez. Muhakkik disiplin kurulunun takdirine müdahale ederek örneğin 10 gün süre cezası kanaati belirtmiş ve disiplin kurulu da bu ceza süresini aynen tasdik eder gibi örneğin 10 gün ceza verirse o zaman asıl yetkinin kimde olduğu sorunu ortaya çıkacaktır.

 

           Muhakkik ya da görevli soruşturmacı eylem ya vardır ya da yoktur, varsa  şu disiplin cezasını (örneğin hücre cezasını)gerektirir diyebilir. Ancak şu kadar ceza verilmesi gerekir diyemez.  Şayet derse disiplin kurulu da aynı cezayı verirse yetkisini devretmiş sayılır.   

 

            Muhakkik (soruşturmayı yapan görevli) olarak raporu sunan görevli, disiplin kuruluna da başkanlık etmesi halinde oylarda eşitlik olması sözkonusu olursa  başkanın bulunduğu tarafa üstünlük tanınabileceğinden “ kurullarda tarafsızlık” ilkesinin zedelendiği ortaya çıkmaktadır.    

 

 

          2- Disiplin kurulunca verilen Hücre Disiplin Cezalarının infazına başlama ile diğer disiplin cezalarının infazına başlama zamanı arasında bazı yer cezaevlerinde farklı uygulamalar yapıldığı, hücre cezası açısından şikayet ve itiraz süreci kesinleşenler hakkında onay kararı alınmadan ve bu karar kesinleşmeden infaza başlama yönüne gidildiği, hücre cezası dışında kalan ve kesinleşen disiplin cezalarının hemen infazına başlanılmadığı ve infaz için onay talep edildiği görülmüştür.

 

            5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki K.nun 48/3-a maddesine göre “Hücreye koyma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır. Hücreye koyma cezasına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak üzere, kesinleşen disiplin cezalarının infazına derhâl başlanır. Birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezalar kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edilir.” hükmü yer almaktadır.

 

           Yasa metninden açıkça anlaşılacağı üzere, Hücre disiplin cezaları açısından onay şartı getirilmiş, diğer cezalar yönünden bu şart öngörülmemiştir. Yasa koyucunun amacı, hücre disiplin cezasının diğer disiplin cezalarına oranla ikinci bir özgürlüğü kısıtlayıcı niteliği olduğundan yargı kararını aramış olabilir. Nitekim Anayasanın 38.nci madde /11.nci fıkrasında belirtildiği üzere “idare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz” demek suretiyle genel düzenlemeye paralel hüküm getirilmiştir.

 

           4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununda madde 4/1-2 bendlerde  hükümlü ve tutukluların cezaevine kabul, yerleştirilme, barındırılma, ısıtılma ve giydirilme, beslenme, temizlik ve sağlık, muayene ve tedavi, dışarıyla ilişki, çalıştırılma, cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulma, açık cezaevlerine ayrılma, izin, sevk, nakil ve tahliye gibi sınırlı olarak sayılmayan “ işlem ve faaliyet” hakkında da  şikayet imkanı vardır. Bu işlem ve faaliyetlere yönelik şikayet yoluna gidilmiş ise infaz hakimliği kanunun 5/4 ve 6/3 fıkralarına göre erteleme veya durdurma kararı verilmemiş ise şikayet yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Bu husus disiplin cezalarının infazı ile karıştırılmamalıdır.  “İşlem ve faaliyet” deyimi disiplin ceza ve tedbirlerini kapsamaz. Bu nedenle disiplin cezalarında erteleme ve durdurma söz konusu değildir.Nitekim  aynı yasanın madde 4/3 de işlem ve faaliyet değil disiplin ceza veya tedbirinden bahsetmektedir. Bu itibarla disiplin cezası kesinleşmeden infaz edilmemesi gerekir.                          

 

            Bütün disiplin cezalarının infaz edilebilmesi için kesinleşmesi şart ve gereklidir. 4675 sayılı infaz hakimliği K.nun 5.nci maddesinde belirtilen 15-30 günlük şikayet süresi infaz hakimliğine başvurmadan geçirilirse disiplin cezası kesinleşir. Eğer verilen disiplin cezasına karşı infaz hakimliğine süresinde şikayet yoluna gidilmiş, talep red edilmiş ise ilgili kişi tarafından 4675 sayılı Kanunun 6/5 maddesinde öngörülen tebliğden itibaren 1 hafta içinde yetkili Ağır Ceza mahkemesine itiraz yoluna gidilmemiş ise, bu sürenin bitiminde disiplin kurulu kararı (disiplin cezası )kesinleşir.

 

             İnfaz Hakimliğinin red kararına karşı 1 haftalık sürede ilgili Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna gidilmiş olup da itiraz red edilmiş ise, disiplin cezası, itiraz hakkında red kararının verildiği tarih itibariyle karar kesinleşir. Hücre disiplin cezası dışında kalan ve bu şekilde kesinleşen disiplin cezalarının infazına başlamak için infaz hakiminin onayına gönderilmesine gerek yoktur. Kesinleşmesi yeterli olup derhal infazına başlanılmalıdır. Nitekim, ilgili yasada  Hücreye koyma cezasına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak üzere, kesinleşen disiplin cezalarının infazına derhâl başlanır.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Derhal cezanın infazına başlamak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki kanunun 48/4.ncü maddede öngörülen disiplin cezasının kaldırılması için başlangıç süresi açısından önem arzeder. Zira disiplin cezaları infaz edildiği tarihten itibaren yasada o disiplin cezası için öngörülen belirli süreler  (yukarıda açıklanan) geçtikten sonra kaldırılabilir.Disiplin cezasının derhal infazına başlanıldığı takdirde kaldırılması için gerekli olan sürede o kadar erken başlatılmış olur. Disiplin soruşturması ne kadar çok gecikirse (şayet disiplin cezası iptal edilmemişse), İnfaz ne kadar geç başlatılırsa,  disiplin cezasının kaldırılma tarihi dolayısıyla koşullu salıverme de geç olur.

 

             Hücre disiplin cezasının infazı için de bu cezanın kesinleşmesi şart ve gereklidir. Ancak infaz edilebilmesi (uygulanabilmesi) için infaz hakiminin onay şartı gereklidir. Disiplin kurullarınca verilen hücre cezasına karşı infaz Hakimliğine şikayet yoluna, infaz Hakimliği kararına karşı da Ağır Ceza Mahkemesine itiraz  yoluna gidilmesi veya gidilmemesi suretiyle disiplin cezası kesinleşmiş olmasına rağmen İnfaza başlama konusunda infaz hakimliği kararı yok ise diğer disiplin cezalarının infazından farklı olarak derhal infaza başlanılamaz. Ne yazık ki bazı yer cezaevlerinde ilgili hükümlü ve tutuklunun disiplin cezasına yönelik şikayetinin reddine dair kararın kesinleşmesi ile infaza başlama açısından onay kararı alınmadan cezanın derhal infaz edildiği bildirilmektedir. Yasada belirtilen “Hücreye koyma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır.”şeklindeki düzenleme emredici ve bağlayıcıdır. Onay isteminin, disiplin cezasına yönelik şikayet başvurusunda  şikayetin reddi ile birlikte cezanın infazına başlanmasının onaylanmasına karar verilebileceği düşünülebilir. Ancak burada şöyle bir ihtimal de vardır. Kesinleşmemiş bir süreçte yani şikayetin reddine dair kararda (Ağır Ceza Mahkemesine itiraz imkanı olan, iptali de mümkün olan bir kararda) infaza başlama onayı ne şekilde verilebilir ? Şikayetin reddi kararının yanlış olduğu düşünülemez mi? Bu nedenle hücre disiplin cezasına yönelik itiraz süreci kesinleşmeli ki infaza başlama yönünde onay kararı verilebilsin. Peki, hükümlü ve tutuklunun şikayet ve itiraz sürecini kullanmasında haksız şikayet ve itiraz nedeniyle disiplin cezasının infazı gecikmiyor mu ? Evet, gecikiyor. Ancak infaz geciktiği zaman yukarıda anlatıldığı şekilde koşullu salıverme tarihi de bir açıdan geciktiği için infazın gecikmesinin sonuçlarına da haksız şikayet ve itiraz yoluna gidenin katlanması gerekir.Diğer bir anlatımla, disiplin suçunu işlediğini bilen hükümlü sırf yasal imkanlardan yararlanarak infazın başlamasını uzatmak istiyorsa, disiplin cezasının kaldırılmasını ve koşullu salıverme tarihini de uzatacağını bilmelidir. Diğer yönden, şikayet veya itiraz haklı ise disiplin cezası infaz da edilemeyeceğinden koşullu salıverme de gecikmeyecektir.

 

              Sonuç olarak; İnfaz Hakimliğince “ Hücre cezasının infazına başlanmasının onaylanmasına ” dair karar kesinleşirse bu halde başka bir karara gerek olmadan derhal bu cezanın infazına başlanılabilir. Nitekim İnfaz Hakimliğince bu konuda verilen kararlarda tereddüt olmaması açısından “Onay kararına karşı tebliğden itibaren 1 hafta içerisinde Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına Hakimliğimiz aracılığı ile itiraz olunabileceğine, olunmadığı takdirde onay kararının kesinleşeceğine, itiraz olunduğu takdirde talep reddedilirse red tarihi itibariyle onay kararının kesinleşeceğine, Onay kararının kesinleşmesi ile herhangi bir karara gerek olmadan derhal cezanın infazına başlanmasına ” şeklinde hüküm kurulmaktadır.

 

          3- Açık Ceza İnfaz kurumlarından disiplin nedeniyle kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderme hallerine bazen uyulmadığı, disiplin süreci kesinleşmeden geri gönderme kararları alındığı gözlenmiştir.

 

          5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki Kanunun 14/4 maddesine göre “açık ceza infaz kurumunda kınamadan başka disiplin cezası alanlar kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilirler” hükmü dikkate alınarak disiplin ceza süreci kesinleşmesi gerekir.

 

           Disiplin cezasının kesinleşmesi bir süreç gerektirdiğinden cezaevlerinde  otorite sağlanması açısından ne yapılmalıdır? Kanun koyucu idareye bu gibi hallerde tedbirler uygulayabileceği imkanı tanımıştır. 5275 sayılı kanunun 47/7 ve 49.ncu maddesinde “Yönetim asayiş ve düzeni sağlamak için hükümlünün odasını, iş ve çalışma yerini değiştirebilir, hükümlüyü kurumun başka kesimine nakledebilir veya diğer hükümlülerden ayırabilir. Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır. Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz.”şeklinde hüküm getirildiğinden hakkında disiplin soruşturması başlatılan tutuklu ve hükümlüler hakkında tedbiren açık cezaevi kurumundan kapalı cezaevine gönderilmeleri, ya da bir kapalı cezaevinden diğer kapalı cezaevine gönderilmeleri gibi tedbirler uygulanması mümkün olacaktır

           

                                                                      

          4- Bazen idarece, hakkında disiplin cezası uygulanan hükümlü ve tutuklular hakkında disiplin cezalarının kaldırılmasını içeren dilekçeler hakkında hiçbir işlem yapmadan İnfaz Hakimliğine gönderildikleri görülmüştür.

 

            5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki Kanunun 48.nci maddesinin 4.ncü fıkrasına göre ; “İnfaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında aşağıda belirtilen süreler esas alınır;   a) Kınama cezası 15 gün,    b) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası 1 ay,    c) Ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezası 3 ay,    d) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası 3 ay,    e) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası 3 ay,    f) Hücreye koyma cezası 44 üncü maddenin ikinci fıkrasındaki hâllerde  ( 1- 10 gün arası cezalar ) 6 ay, üçüncü fıkrasındaki hâllerde  ( 11-20 gün arası cezalar ) 1 yıl,      

 

           Sonunda disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezalar kurum en üst amiri tarafından, diğer bentlerde belirtilen cezalar, kurumun en üst amirinin önerisi ve disiplin kurulu kararıyla kaldırılır.  hükmü yer almaktadır.

 

           5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki Kanunun 89.ncu maddesinde koşullu salıvermede iyi halin saptanmasında “ (1) Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre  disiplin cezası infaz Hakimliğince değil disiplin amiri ya da kurulunca kaldırılması gerekmektedir.

 

 

             5-Firar hadiselerinde disiplin kurulu kararlarında gerekçelendirme yaparken hükümlünün ne zaman yakalandığını ya da kendiliğinden ne zaman gelip teslim olduğu hususlarını tespit etmeden karar verdiği,  kısa bir süre sonra gelip teslim olmada etkin pişmanlık nedeniyle asgari düzeyde ceza verilmediği görülmüştür.

       

             Kendiliğinden teslim olan ile isteği dışında yakalanan hükümlü ve tutuklu arasında ceza süresi yönünden fark olması gerekir. Nitekim 5237 sayılı TCK.nun 293.ncü maddesinde “... tutuklu veya hükümlünün, kaçtıktan sonra etkin pişmanlık göstererek kendiliğinden teslim olması hâlinde, kaçtığı günden itibaren teslimin

gerçekleştiği güne kadar geçen süre dikkate alınarak, verilecek cezanın altıda beşinden altıda birine kadarı indirilir ”  şeklindeki etkin pişmanlık hükmü disiplin cezası da verilirken de gözetilmelidir.

 

 

            6-Hakkında disiplin cezası verilmiş olmasına rağmen bu cezası kesinleşmeyen hükümlülerin  koşullu salıverilmesine az bir süre kalmaları halinde ne gibi işlem yapılacağı idarece tereddüt edildiği ileri sürülmüş ve verilen cezaların uygulanması istenilmiştir.

 

            5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki K.nun 48/3-a maddesine göre “Hücreye koyma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır. Hücreye koyma cezasına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak üzere, kesinleşen disiplin cezalarının infazına derhâl başlanır. Birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezalar kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edilir.” hükmü yer almaktadır.

 

              Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük Madde 134 – “(1) Gözlem ve sınıflandırma formunda yazılı olup da, henüz kaldırılmamış disiplin cezası bulunan hükümlü hakkında iyi hâl kararı verilemez. Hükümlünün iyi hâline ilişkin değerlendirme, ancak daha önceden verilmiş olup da disiplin cezası infaz edilmiş ve bu cezası kaldırılmış olanlar hakkında yapılabilir.

    (2) Hükümlünün, disiplin cezasını gerektiren bir eylemi işlemiş olmasına rağmen, koşullu salıverilme tarihinde bu eyleminden dolayı disiplin soruşturması henüz sonuçlandırılmayanlar hakkında iyi hâl kararının verilip verilmemesi idare ve gözlem kurulunca takdir edilir.

    (3) İdare ve gözlem kurulunca, hükümlü hakkında, süre belgesindeki muhtemel koşullu salıverilme tarihi de dikkate alınarak iyi hâle ilişkin olarak bir karar verilir. İdare ve gözlem kurulunca verilen bu kararlara karşı, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununa göre şikâyet edilebilir” hükmü yer almaktadır.

             Bütün disiplin cezalarının infaz edilebilmesi için kesinleşmesi şart ve gereklidir     Hakkında disiplin cezası uygulanan ve henüz disiplin cezası kesinleşmeyenler hakkında ise Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük Madde 134  hükmüne göre hareket edilebilir.  İlgili kişinin koşullu salıverme tarihi geldi diye kesinleşmeyen disiplin cezasının infazı yapılamaz. 

        

 

        7-Hükümlü ve tutukluların kapalı zarf içerisinde Avukatlarına gönderdikleri belgelerin denetlenmesi usulü bazen yanlış uygulanmıştır. Buna göre ; bu tür mektupların Cezaevi idaresince  şüpheli görülerek incelenmek üzere infaz C.Savcılığının talebi olmadan direk İnfaz Hakimliğine gönderdikleri, sakıncalı olup olmadığının danışma içerikli talep edildiği görülmüştür.

 

           5275 sayılı Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanunun 68/2 nci maddesinde hükümlü tarafından gönderilen ve hükümlüye gelen mektup,faks  ve telgrafların okuma komisyonu veya kurumun en üst amiri tarafından denetleneceği, 68/3 maddesine göre kişi ve kuruluşlarla (Devlet kurumları) ilgili yalan-yanlış-hakaret oluşturabilecek mektupların hükümlüye verilmeyeceği, yazılanların da gönderilmeyeceği,  68/4 maddesinde de  Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi olmadığı belirtilmiştir.

 

         Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük 84/2-c-2 bendine göre “. 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatın savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarak aranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir.” hükmü yer aldığı,

 

           Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük  91/4 fıkrasına göre “ Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faks

veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen esas ve usuller uygulanır.”hükmü yer aldığı,

 

           Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük 122/2 fıkrasına göre “ Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

 

            Buna göre  hükümlü-tutuklular tarafından Avukatlarına gönderilen mektupların incelenmesi ilk önce C.Başsavcılığı ( İnfaz  C.Savcısı ) tarafından yapılmalı ,Cezaevi idaresi bu tür zarfları ya da belgeleri direk infaz Hakimliğine göndermemeli, bağlı olduğu C.Başsavcılığına göndermelidir. İnfaz C.Savcılığı da konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi ( örneğin telefon görüşmelerinin kayda alınıp dinlenmesi sonucu elde edilen bulgular gibi ) halinde bu belgelerin kısmen veya tamamen verilip verilmemesi ya da gönderilip gönderilmemesi infaz Hakimliğinden talep edilebilir. Aksi halde sırf bir şüphe ile zarfın verilmemesi veya gönderilmemesi istenemez.

 

        8-Hükümlü ve tutuklular tarafından disiplin cezalarına yönelik şikayet dilekçeleri ilgili cezaevlerinden İnfaz Hakimliğine gönderilirken, buna dayanak olan disiplin soruşturma evrakı örneği eklenmeden gönderilmektedir. Şikayetin doğru olup olmadığını denetlemek açısından Disiplin cezasının verildiği dosyanın bir suretinin İnfaz Hakimliğine gönderilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde cezaevi ile disiplin dosyasının örneği ve eklerinin getirilmesi için tekrar tekrar yazışmalar yapılmak zorunda kalınacak, işlemler sırf bu nedenlerle de gecikmeye yol açacaktır.

 

            Sonuç olarak, Disiplin cezasının verilmesinde ve uygulamasında, kanun, tüzük ve yönetmelikte  belirtilen sürelere ve şartlara son derece dikkat edilmelidir.