İnfaz ve Denetimli Serbestlik İşlemleri - HSYK Genelge 6
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Osman ATALAY tarafından yazıldı   

           T.C. HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011 18/10/2011
Konu : İnfaz ve Denetimli Serbestlik İşlemleri
                          GENELGE
No: 6
İnfaz ve denetimli serbestlik işlemlerinin yerine getirilmesinde; uygulama birliğinin tesisi ile ilamların mevzuatta belirtilen kurallara göre süratle ve eksiksiz biçimde yerine getirilerek kanun hâkimiyeti ve ceza adaletinin sağlanması bakımından bir kısım usul ve esaslar belirlenmiştir.
Öncelikle genel konular ve kurallara yer verilmiş; uygulamada sorun oluşturan kimi konu başlıklarına ilişkin açıklamalar ve bunlara yönelik uyulması gereken kurallar belirtilmiştir.
A- Genel olarak
Bilindiği üzere, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esaslar, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda düzenlenmiştir.
Anılan Kanunun “İnfazın koşulu” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde; “Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.”
“İnfazın dayanakları ve kimin tarafından izleneceği” kenar başlıklı 5 inci maddesinde; “Mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmü Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Bu hükme göre cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir.”
“Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama” kenar başlıklı 98 inci maddesinde; “(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(2) 16 ncı madde gereğince cezasının ertelenmesi isteminin reddi hâlinde de aynı hüküm uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.”
3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun “Yükümlülük” kenar başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak şube müdürlüğünün hazırladığı
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
2/26
programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır.
(2) Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından yapılan çağrılara veya hazırlanan denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülük ihlali sayılır.”
“Kovuşturma evresinden sonraki görevler” başlıklı 14 üncü maddesinin (e) bendinde; “...tedbirlerin uygulanması süresince hükümlüleri izlemek, denetlemek ve yönlendirmek, hükümlülerin psiko-sosyal sorunlarını çözmek ve bunlara yardımda bulunmak, izleme ve denetleme sonucunu ve yükümlülüğe uymayanları ya da suç işleyenleri mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek.”
hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, 17 nci maddesinde hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi, 81 inci maddesinde infazı engelleyecek hastalık hâli, 118 inci maddesinde asker edilen kişilerin cezalarının infazına ilişkin hükümler bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 5402 sayılı Kanun, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük ile denetimli serbestlik hizmetlerine ilişkin yönetmelikte; mahkemelerce haklarında verilen hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlar (adli para cezası hariç) ve diğer tedbirler, adli kontrol kararı verilen şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde denetim ve takibi ile hükümlülerin iyileştirilerek topluma kazandırılmasına yönelik denetimli serbestlik müessesesine ilişkin hususlara yer verilmiştir.
B- Koşullu salıverilen hükümlülerin takip işlemleri
Uygulamada, koşullu salıverilen hükümlülerin hakederek salıverilme tarihine kadar takip işlemlerinin ilamı veren yer mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı ya da hükümlünün yerleşim yeri Cumhuriyet başsavcılığından hangisinin yerine getireceği hususunda bir kısım tereddütler bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, 5275 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, verilen cezanın nevi ve hükümlünün yerleşim yeri neresi olursa olsun, infazın yerine getirilmesinden öncelikle hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığının sorumlu olması esastır.
5275 sayılı Kanunun 20 nci maddesi gereğince hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemelerce bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına verilmekte ve bu yer Cumhuriyet başsavcılıklarınca takip edilerek cezanın infazı gerçekleştirilmektedir.
5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin onikinci fıkrasında ise, koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresi içinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararının geri alınacağı belirtilmiştir. Koşullu salıverilen hükümlü hakkında anılan Kanunun 107 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, yükümlülüğe de hükmedilmişse bu hususun hükümlünün yerleşim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığınca takip edilmesi gerekmektedir.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
3/26
25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 4 üncü maddesine göre hapis cezaları ve koşullu salıverilme kararlarının adli sicile kaydedilmesi zorunlu olduğundan ve koşullu salıverilmeye ilişkin kararın adli sicil kaydına işlenmesinden sonra deneme süresi içinde hükümlünün tekrar suç işlemesi hâlinde, işlediği ikinci suçun cezası da adli sicil kayıtlarına işleneceğinden, koşullu salıverilen hükümlünün sadece suç işleyip işlemediğinin takibinin ise, ilamın verildiği yer Cumhuriyet başsavcılığınca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve adli sicil kayıtları üzerinden yapılması yeterli olabilecektir.
Ayrıca, UYAP’ta kişinin sistemde herhangi bir sıfatla kayıtlı olduğu dosyada, taraf işlemleri ekranında “Tarafla ilgili tüm dosyaları göster” butonunun seçilmesi ve sorgulama yapılması hâlinde, tarafla ilgili sistemde kayıtlı tüm dosyaların görülebilmesi mümkün olduğundan, koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresi içerisinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işleyip işlemediğinin tespiti bakımından hükümlünün yerleşim yeri olan yer Cumhuriyet başsavcılığı ya da kolluğu ile yazışma yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
C- Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma
Bazı yer Cumhuriyet başsavcılıklarından alınan yazılarda; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde düzenlenen "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" güvenlik tedbirinin infazında uygulamada kimi tereddütlerin yaşandığı ve birlik bulunmadığı ifade edilmiştir.
Bilindiği üzere, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirine ilişkin hükümlere yer verilmiş, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak maddede belirtilen hükümlerin infazı konusunda ise 5402 sayılı Kanun, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük ve ilgili Yönetmelikte çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır.
Anılan Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasına göre hükmedilen tedbirler, 5275 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi uyarınca denetimli serbestlik ve yardım merkezleri şube müdürlüğü ya da büroları tarafından yerine getirilmekte, bu hükmün uygulanmasına ilişkin düzenlemeler ise, 5402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile ilgili Yönetmelikte yer almaktadır.
Öte yandan, 5352 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, Kanunun amaç ve kapsamının; kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bilgilerin otomatik işleme tabi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirlemek olduğuna değinilmiş; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak; kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin kararlar ile mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlar, adli sicile kaydedilecek bilgiler arasında sayılmış; “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” kenar başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
4/26
tamamlanması hâlinde, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adli sicildeki bilgilerin silinerek arşiv kaydına alınacağı hükme bağlanmıştır.
7/9/2005 tarihli ve 25929 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adli Sicil Yönetmeliğinin “Tanımlar” kenar başlıklı üçüncü maddesinde yerine getirme fişi; “… fer’i cezalarda, güvenlik tedbirlerinde sürenin bittiğini, …bildiren fişi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında da, Kanunun 9 uncu maddesindeki düzenlemeye paralel bir şekilde, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması hâlinde anılan Genel Müdürlük tarafından adli sicildeki bilgilerin silinerek arşiv kaydına alınacağı düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında işlediği suç dolayısıyla kişinin hangi haklardan yoksun bırakılacağı sayma yoluyla ve sınırlı olarak belirlenmiştir. Doktrinde ve yargı kararlarında; birinci fıkrada belirtilen hak yoksunlukları için mahkeme karar vermese dahi anılan fıkradaki hak yoksunluklarının kendiliğinden sonuç doğuracak ve infazda resen uygulanacak mahiyette olduğu kabul edilmektedir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 9/11/2005 tarihli ve 2005/9860 Esas, 2005/14743 Karar sayılı ilamında; “Kararda 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin uygulanması gösterilmemiş olsa bile; kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bu hususun infaz sırasında dikkate alınmasının mümkün olduğuna” karar vermiştir. Ancak, belli bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkûmiyet hâlinde, mahkûm olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/4/2006 tarihli ve 2006/9-55 Esas, 2006/115 Karar sayılı ilamında da; “... hükümlüler hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCY.nın 53. maddesinin uygulanmasında zorunluluk bulunması gerektiğine ilişkin bozma kararının isabetli olmadığı” belirtilmiştir.
5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunlukları hiçbir durumda süresiz değildir. Kural olarak da hapis cezasının infaz edildiği süre ile sınırlıdır. Ancak, maddenin üçüncü fıkrasındaki hâlde, maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluk süresi koşullu salıverme tarihine kadardır. Nitekim, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27/2/2007 tarihli ve 2006/15487 Esas, 2007/2335 Karar sayılı ilamında; “Sanığın TCK’nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunu, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacağı yönünde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 53 üncü maddenin üçüncü fıkrasına aykırılık oluşturması yasaya aykırıdır.” ifadelerine yer verilmiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1/2/2011 tarihli ve 2011/8-16 Esas, 2011/17 Karar sayılı ilamında da; “… Bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konularda, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 322. maddesindeki yetkiye istinaden hükümden 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1. madde ve fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
5/26
yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine” ibaresinin eklenmesine … hükmün, düzeltilerek onanmasına” şeklinde karar verilmiştir.
5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi ile 5352 sayılı Kanuna ilişkin kanun teklifinin genel gerekçesinde, söz konusu hak yoksunluklarının cezanın infazının tamamlanıncaya kadar devam edeceği öngörülmüştür. Buna göre, herhangi bir kayda şerh düşülme ya da bir yargı kararı gibi başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bu hak yoksunluğu kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.
Hak yoksunlukları kural olarak hapis cezasının infaz edildiği süre ile sınırlı ise de 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasında bunun istisnasına yer verilmiştir. Buna göre maddenin birinci fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet durumunda, cezanın infazından sonra işlemek üzere hak yoksunluğuna karar verilebilir. Fıkrada, hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verileceği hükmüne yer verildiğinden, infazın tamamlanmasından sonra da hak yoksunluğunun belirli bir süre devam etmesi, bunun kararda ayrıca gösterilmiş olması şartına bağlıdır. Kararda gösterilmemiş olması hâlinde ise, hükümlü bakımından kazanılmış hak oluşturacaktır. Bu durumda hak yoksunluğu, sadece cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam edecektir.
Kanun bu hakların ne zaman sona ereceğini göstermiş olmasına rağmen anılan haklardan kişinin hangi andan itibaren yoksun bırakılacağına dair açık bir hükme yer vermemiş ise de hak yoksunluğunun, mahkûmiyetin kesinleşmesiyle başladığının kabulü gerekmektedir. 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında da açıkça hükmün kesinleşmesiyle yasaklama ve geri almanın yürürlüğe gireceği, sürenin ise cezanın infazından sonra işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu durumda maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkradaki "işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla" ibaresi birlikte değerlendirildiğinde; birinci fıkrada sayılan belli haklardan yoksun bırakılmanın, cezanın kesinleşmesinden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar karşısında, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının günün teknolojik imkânlarından da yararlanılması suretiyle infazı mümkündür.
1/7/2011 tarihli ve (4) No’lu “Şüpheli-sanık karar takip formları ile gıyabî tutuklama kararları ve yakalama emirlerinin UYAP'ta düzenlenmesi, infaz ve güncelliklerinin takibi” konulu Genelgede de belirtildiği üzere; İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekât ve Bilgi Toplama Daire Başkanlığı (KİHBİ) Bilgi Sistemi-UYAP entegrasyonunun ilk adımı olarak, sadece aranan kişilerin ülke genelinde adli kolluk birimlerince sorgulanabilmesi için Jandarma Genel Komutanlığı Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca, UYAP ve KİHBİ Bilgi Sistemindeki arama bilgilerinin aynı sayfa üzerinde gösterildiği KİHBİ-UYAP ortak sorgulama sayfası oluşturularak 11/8/2008 tarihinden itibaren yakalama, tutuklama ve ilamat kaydına dair işlemlerin tamamının (işletimde olmayan kapatılmış adli birimler ile askerî makamlar tarafından verilen arama kararları hariç) Sistem üzerinden elektronik ortamda sorgulanmasına imkân sağlandığından 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
6/26
belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin infazında da bu Sistemden yararlanılabilecektir.
D- İnfaz edilen hapsin süresinin adli para cezasını karşılamaması
İnfaz edilen hapsin süresinin adli para cezasını tamamıyla karşılamaması durumunda geri kalan adli para cezasının tahsili için infaz evrakının mahallin en büyük mal memurluğuna gönderilirken, infaz kaydının kapatılarak yerine getirme fişi düzenlenip düzenlenmeyeceği, yerine getirme fişinin düzenlenecek olması hâlinde evrak aslının mal memurluğuna ya da ilgili mahkemeden hangisine gönderileceği, infazın hangi birim tarafından takip edileceği, ayrıca, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ile onuncu fıkrasındaki hükmün birlikte değerlendirilmesi sonucunda, çocuklar hakkında verilen adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi hâlinde buna ilişkin ilamın adli para cezasının tahsili için mahallin en büyük mal memuruna gönderilmesi sırasında infaz kayıtlarının kapatılıp kapatılmayacağı konularında uygulamada kimi tereddütler bulunmaktadır.
Bilindiği üzere; 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin onbirinci fıkrasında; "İnfaz edilen hapsin süresi, adli para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adli para cezasının tahsili için ilam, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adli para cezası tahsil edilir."
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 56 ncı maddesinin onuncu fıkrasında; "İnfaz edilen hapsin süresi, adli para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adli para cezasının tahsili için ilam, Cumhuriyet başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna gönderilir. Bu makamlarca, 6183 sayılı Kanuna göre, kalan adli para cezası tahsil edilir. Mahallin en büyük mal memuruna gönderme tarihi esas alınarak Cumhuriyet başsavcılığınca infaz defterindeki kaydı kapatılır ve mahkemesine bildirilir."
hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde, infaz defteri ile denetimli serbestlik genel defteri düzenlenmiştir.
Ayrıca, Adli Sicil Yönetmeliğinin “Tanımlar” kenar başlıklı 3 üncü maddesinde, yerine getirme fişi; “Hürriyeti bağlayıcı cezalar ile para cezalarının infaz edildiğini, fer'i cezalarda, güvenlik tedbirlerinde sürenin bittiğini, para cezalarının hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrildiği hallerde infazın bittiğini bildiren fişi ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin yedinci fıkrasında; Cumhuriyet başsavcılıklarının mahkemelerden gönderilen ceza ve tali karar fişleri ile kendilerince düzenlenecek yerine getirme fişlerini üç gün içerisinde, bilgi işlem sistemi kurulmuş ise mahallî adli sicile, kurulmamış ise, o yerin bağlı bulunduğu ağır ceza merkezindeki mahallî adli sicile göndereceği hüküm altına alınmıştır.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
7/26
Görüldüğü üzere, 5275 sayılı Kanunun uygulanmasını gösteren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzükte açık bir şekilde infaz edilen hapsin süresinin, adli para cezasını tamamıyla karşılamadığı durumda, geri kalan adli para cezasının tahsili için ilamın, Cumhuriyet başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna gönderileceği, bu makamlarca 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanununa göre geri kalan adli para cezasının tahsil edileceği, mahallin en büyük mal memuruna gönderme tarihi esas alınarak Cumhuriyet başsavcılığınca infaz defterindeki kaydın kapatılarak mahkemesine bildirileceği düzenlenmesine rağmen, kaydın kapatılmasını müteakiben yerine getirme fişinin düzenleneceğine dair bir hükme yer verilmemiştir.
Tüzüğün bu maddesinin, 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili gereken bu tür ilamların Cumhuriyet başsavcılığında hiçbir işlem yapılmadan ve infaz defterindeki kaydı açık tutularak bekletilmesinin önüne geçilmesi bakımından düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 5275 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, mahkemenin kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmün Cumhuriyet başsavcılığına göndereceği ve bu hükme göre cezanın infazının Cumhuriyet savcısı tarafından izleneceği ve denetleneceği hüküm altına alınmıştır.
5352 sayılı Kanunun "Adli sicile kaydedilecek bilgiler" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde de; adli para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz edildiği hususu ile adli para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususunun adli sicile kaydedilecek bilgiler arasında yer aldığı vurgulanmıştır.
Bu çerçevede; adli para cezasının infazının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca mal memurluğunca yerine getirilmesi, verilen para cezasının niteliğini ortadan kaldırmamakta sadece tahsil usulünü değiştirmektedir. Nitekim, mal memurluğunca yapılan tahsilat sırasında da mahsus makbuza "adli para cezası" ibaresi yazılmak suretiyle tahsilatın niteliği de belirtilmektedir.
Ayrıca, 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde para cezaları, adli ve idari para cezaları olarak tanımlanmış; 102 nci maddesinde de para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümlerinin mahfuz tutulacağı ifadesine yer verilmiştir.
E- Tazyik hapsi ilamlarının infazı
Uygulamada, 6183 sayılı Kanunun 60 ncı maddesinde bahsedilen hapsen tazyik ile 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda öngörülen tazyik hapsi veya hapisle tazyik kararlarının infazında; Cumhuriyet başsavcılıkları arasında, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 193 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, çağrı kağıdı ve yakalama emri çıkartmadan söz konusu ilamların doğrudan kolluğa gönderilmek suretiyle ya da öncelikle çağrı kağıdı düzenlenerek akabinde diğer hapis cezalarında olduğu gibi tebliğe rağmen on gün içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde yakalama emri çıkartılarak infazı şeklinde iki farklı uygulama bulunduğu Kurulumuza intikal eden bilgilerden anlaşılmıştır.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
8/26
Bilindiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kişi hürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında; herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu, ikinci fıkrasında ise, şekil ve şartları kanunda gösterilmek ön şartıyla, mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi, bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması hâlleri dışında kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, 2004 sayılı Kanunun “Hapis ile tazyik” kenar başlıklı 76 ncı maddesinde; “Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hâkimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.”
6183 sayılı Kanunun “Mal bildiriminde bulunmayanlar” kenar başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 7 günlük müddet içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde de bulunmadığı takdirde mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunur.
Hapisle tazyik kararı, ödeme emrinin tebliğini ve 7 günlük müddetin bitmesini müteakip tahsil dairesinin yazılı talebi üzerine icra tetkik mercii hâkimi tarafından verilir.
Bu kararlar Cumhuriyet Savcılığınca derhâl infaz olunur.
İcra tetkik mercii hâkimi tarafından verilen hapsen tazyik kararları her türlü harç ve resimden muaftır.”
5275 sayılı Kanunun 121 inci maddesine dayanılarak çıkartılan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün “Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararlarının infazı” kenar başlıklı 193 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(2) Tazyik hapsi kararlarının Cumhuriyet başsavcılığınca infazında aşağıdaki esas ve usuller uygulanır;
a) Mahkemece verilen tazyik hapsi kararları, bu kararlara mahsus deftere kaydedilir,
b) Bu kararlar, hükümlünün kararda belirtilen adresinde bulunan mahalli kolluk kuvvetlerine veya ilgilinin bu adreste bulunamaması hâlinde yargı çevresi dışındaki o yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir,
c) Kanun hükümlerine göre tazyik hapsi kararı kaldırılmadığı sürece, kurumda yerine getirilir.
(3) Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları için kurumda ayrı bir kayıt tutulur.
(4) Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.”
Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Hapis ile tazyik defteri” kenar başlıklı 15 inci maddesinde; “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsili lazım gelen bilumum vergi, resim, harç ve para cezaları ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca infaz edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen hapisle tazyik kararlarının kaydına mahsus defterdir.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
9/26
Hapis ile tazyik defteri; sıra numarası, borçlunun kimliği, borç nev'i ve miktarı, hapis ile tazyik kararını veren merci, tarih ve numarası, tutulduğu tarih, tutukevine alındığı tarih, tutulacağı süre, salıverme tarihi ve düşünceler sütunlarını ihtiva eder.”
hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan, 5275 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, aynı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise hükümlünün, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmemesi, kaçması ya da kaçacağına dair şüphe uyandırması durumunda, Cumhuriyet savcısının yakalama emri çıkartacağı belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup, tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermemektedir.
6183 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesindeki özel düzenlemede de hapisle tazyik kararlarının Cumhuriyet savcılarınca derhâl infaz edileceği açık bir şekilde belirtilmiş, başka bir deyişle bu konuda herhangi bir çağrı kâğıdı ya da akabinde bu çağrıya uyulmaması durumunda yakalama emri düzenlenmesi gerektiği kuralına yer verilmemiştir. Benzer şekilde Tüzüğün 193 ncü maddesindeki düzenlemede de çağrı kâğıdı ve yakalama emri aranmamıştır.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi bakımından disiplin ve tazyik hapsine ilişkin kavramlara, niteliklerine ve sonuçlarına da kısaca değinilmesinde yarar görülmektedir.
İcra ve İflas Kanununda 5358 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, disiplin hapsi kavramı getirilmiş ve tazyik hapsinin alanı da genişletilmiştir. Ancak bunlar arasında ne fark olduğu belirtilmemiştir.
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde disiplin hapsinin tarifi yapılmasına ve bu tanımlamada disiplin hapsinin sadece sonuçlarına değinilmesine, anılan Kanunda tazyik hapsiyle ilgili olarak herhangi bir tanıma yer verilmemiş olmasına rağmen doktrin ve uygulamada, tazyik hapsinin bir kişiyi kendisine düşen yükümlülüğün gereğini yerine getirmeye zorlamak amacıyla verilen bir yaptırım olduğu, tazyik hapsinin de disiplin hapsi gibi seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis özelliklerinin olduğu kabul edilmektedir.
Disiplin hapsi ile tazyik hapsi arasındaki temel farkın, tazyik hapsinin bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı verildiği için bu yükümlülüğün yerine getirilmesiyle son bulmasına karşın, disiplin hapsinin bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı değil, kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan bir fiilin işlenmesi dolayısıyla verilmesidir. Bu nedenle o işin yapılması ve yerine getirilmesi disiplin hapsini sona erdirmez. Ancak, 2004 sayılı Kanunda düzenlenen suçların ekonomik suçlar olmaları nedeniyle kanun koyucu bu konuda esnek davranmış ve borcun ödenmesini disiplin hapsinin düşmesi için yeterli saymıştır.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
10/26
Bu açıklamalardan, disiplin ve tazyik hapsinin niteliği ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla bir suç karşılığında öngörülen bir ceza değil, yaptırım altına alınmış bir fiil dolayısıyla verilen tedbirden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
2004 sayılı Kanunun “Cezaî hükümler” başlıklı onaltıncı babında yer alan hükümlere bakıldığında bu iki tür yaptırıma da yer verildiği görülmektedir.
Anılan Kanunun; 338/2, 340, 341, 343 ve 344 üncü maddelerinde tazyik hapsi; 337 ve 339 uncu maddelerinde disiplin hapsi; 331, 332, 333, 333/a, 334, 336, 337/a, 338/1, 345/a ve 345/b maddelerinde ise 5237 sayılı Kanunun 49 ve 52 nci maddelerinde öngörülen hapis ve adli para cezalarına ilişkin yaptırımlar yer almaktadır.
Bu bapta yer alan cezai hükümlerden 333, 336 ve 345/b bendi dışında yer alan yaptırımlara, icra mahkemesince karar verilebilmesi için alacaklının ya da ilgililerin şikâyeti zorunlu olup, anılan Kanunun 346 ncı maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre disiplin ve tazyik hapsine icra mahkemesinin karar vereceği, bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara da icra mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
5237 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde; suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezaları olarak belirlenmiştir.
Bununla birlikte, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 151 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Avukatlar hariç, bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanacağı”
5271 sayılı Kanunun “Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme” kenar başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebileceği”
“Hâkim veya başkanın yetkisi” kenar başlıklı 203 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise; “Mahkeme başkanı veya hâkimin, duruşma düzenini bozan kişinin savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emredeceği, kişinin dışarı çıkarılması sırasında direnç göstermesi veya karışıklıklara neden olması durumunda yakalanacağı ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört güne kadar disiplin hapsine konulabileceği”
belirtilmektedir.
Görüldüğü üzere; 2004 sayılı Kanunun 338/2, 340, 341, 343 ve 344 üncü maddelerinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlunun tazyik hapsiyle cezalandırılacağı, 2004 sayılı Kanunun 76 ve 6183 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesindeki yükümlülüğü yerine getirmeyen borçlunun ise hapisle tazyik olunacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Tüzük ve Yönetmelik hükümlerine göre hapisle tazyik veya tazyik hapsi ilamları, Cumhuriyet başsavcılığınca hapis ile tazyik defterine kaydedilerek infaz edilebilecektir.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
11/26
F- Yüksek güvenlikli sağlık kurumları
Bazı yer Cumhuriyet başsavcılıklarından alınan yazılarda, 5237 sayılı Kanunun 57 nci maddesi uyarınca, koruma ve tedavi amaçlı olarak akıl hastalıklarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilen ve infaz için sağlık kurumlarına gönderilen ilamların, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarının oluşturulmaması nedeniyle infazının bu yerlerde yapılamadığı, koruma ve tedavinin düşük güvenlikli servislerde sürdürüldüğü belirtilmiştir.
Ayrıca, 24 Aralık 2006 tarihli ve 26386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin beşinci fıkrasında, sağlık kurulunca düzenlenen rapora göre toplum açısından tehlikeli olan suça sürüklenen veya korunma ihtiyacı olan akıl hastası çocuklar hakkında verilen sağlık tedbirinin, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında korunma ve tedavi altına alınmak suretiyle yerine getirileceği hüküm altına alınmasına rağmen uygulamada bu hükme işlerlik kazandırılamadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 5237 sayılı Kanunun “Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri” kenar başlıklı 57 nci maddesinin birinci fıkrasında; “(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.”
5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise; “(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.”
hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, yüksek güvenlikten ne anlaşılması gerektiği kanunlarda belirtilmemiştir. Bununla birlikte, 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının kıyasen uygulanması suretiyle bu boşluğun doldurulabileceği değerlendirilmektedir.
Anılan maddede yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları; “İç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fiziki engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği, aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu, sıkı güvenlik rejimine tabi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu çerçevede; söz konusu kurumların, çevresinin özellikle akıl hastalarının kaçmasını önleyecek, içeride de birbirlerine ve görevlilere zarar vermesini engelleyecek fiziki, elektronik ve güvenlik donanımları ile düzenlenmesi, ayrıca iç ve dış güvenlik personeline sahip olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan kimi yazılarda, henüz yüksek güvenlikli sağlık kurumlarının oluşturulamadığı bildirilmiştir.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
12/26
G- Yükümlülüksüz denetim
Uygulamada, 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesi, 5271 sayılı Kanunun 231 ve 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen, ancak yükümlülük belirlenmeyen ve rehber görevlendirilmeyen denetimli serbestlik ile denetim altına alma tedbirlerine ilişkin kararların infazının ve yerine getirme fişlerinin Cumhuriyet başsavcılıklarının hangi birimi tarafından yerine getirileceği, bu tür kararlara ceza fişi mi, yoksa tali karar fişinin mi düzenleneceği, bu kararların takibinin ne zamana kadar ve ne şekilde yapılacağı ile yerine getirme fişinin ne zaman düzenlenerek gönderileceği hususlarında bazı tereddütler bulunmaktadır.
Bilindiği üzere; 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde, hapis cezasının ertelenmesi; 5271 sayılı Kanununun 231 inci maddesinde, hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde, çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması; 5275 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde, infazın dayanakları ve kimin tarafından izleneceği; 5352 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında, adli sicile kaydedilecek bilgiler; 6 ncı maddesinde, diğer bilgilerin kaydı; Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde, infaz defteri ile denetimli serbestlik genel defterine ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
Öte yandan, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 28/1/2008 tarihli ve “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51 ve 191. Maddelerine İlişkin Kararlara Ait Bildirme Fişleri” konulu (140) No’lu Genelgesinde; “Türk Ceza Kanununun 51. maddesi gereğince verilen cezanın ertelenmesine ilişkin kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ile ilgili olarak bir ceza fişinin düzenlenerek adli sicile kaydedileceği, kararda belirtilen süre ve şartların gerçekleşmesi durumunda cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve infaz edilmiş hükümlere ilişkin kayıtların Genel Müdürlüğümüzce silinerek arşiv kaydına alınacağı, bu tür kararların infazının takibi, infazının yapıldığı veya infaz edilmiş sayıldığı tarihten itibaren mutlaka bir yerine getirme fişinin düzenlenerek adli sicile kaydedilmesi gerektiği,”
9/10/2008 tarihli ve “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 ve 231. Maddelerine İlişkin Düzenlenen Tali Karar Fişleri” konulu (141) No’lu Genelgesinde ise; “1) CMK’nun 171 ve 231. maddeleri gereğince bir suça ilişkin olarak ilk defa verilen ve daha evvel verilmiş herhangi bir mahkûmiyetle ilgisi bulunmayan, kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına dair düzenlenecek tali karar fişlerinin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmeyerek veri giriş işleminin mahallinde yapılması,
2) Daha önce verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ile ilgili olarak, bir ceza fişi ile adli sicili intikal eden kayıtlar hakkında, yeniden değerlendirme sonucu verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlarla ilgili düzenlenecek tali karar fişlerinin yapılacak değişiklik ve silme işlemlerine esas teşkil etmek üzere Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
3) 01/01/2006 tarihli ve 62 sayılı Genelgemiz doğrultusunda 5395 sayılı Kanun ile diğer özel kanunlar gereğince verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
13/26
açıklanmasının geri bırakılmasına dair düzenlenen tali karar fişlerinin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi uygulamasına devam olunması,”
ifadelerine yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca; hapis cezası ertelenen hükümlülere denetim süresi içerisinde bir yükümlülük yüklenilebileceği gibi denetim süresi içerisinde herhangi bir yükümlülük belirlenmeden veya uzman kişi görevlendirilmeden de denetim süresinin geçirilmesine karar verilebilecektir. Denetim süresi belirlenen hükümlü, bu süre içerisinde bir suç işlediği ve bu suçtan mahkûmiyet kararı verildiği takdirde yargılama sırasında getirtilen adli sicil kaydına göre suçun denetim süresi içinde işlenip işlenmediği tespit edilebilecektir. Bu durumda ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine karar verilebilecektir. 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin yedinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilebilmesi için, denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçtan dolayı hapis veya adli para cezasına ya da güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekir. Buna karşılık, denetim süresi içinde işlenen yeni suç kasten işlenmiş bir suç değilse ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilemeyecektir.
Ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilebilmesi için kasıtlı suçun denetim süresi içinde işlenmesi yeterli olup, mahkûmiyet kararının da denetim süresi içinde verilmiş olması zorunlu değildir. İşlenen ikinci suçtan dolayı verilmiş bulunan mahkûmiyet kararının kesinleşmesi gereklidir.
Hapis cezası ertelenmiş olan mahkûmun denetim süresini iyi halli olarak geçirmesi, bu süre zarfında kasıtlı bir suç işlememesi hâlinde, Türk Ceza Kanununa göre cezası infaz edilmiş sayılacağından ayrıca bir karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 7/9/2005 tarihli ve 25929 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Adli Sicil Yönetmeliğinin “Tanımlar” kenar başlıklı 3 üncü maddesinde ceza fişi, tali karar fişi ve yerine getirme fişi tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kanunun 9 uncu maddesindeki düzenlemeye paralel bir şekilde cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması hâlinde anılan Genel Müdürlük tarafından adli sicildeki bilgilerin silinerek arşiv kaydına alınacağı belirtilmiştir.
H- Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında öngörülen tedavi ve denetimli serbestlik kararları
Bilindiği üzere, 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinde, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu düzenlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, mahkemece birinci fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği belirtilmiş; üçüncü fıkrasında ise hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilen kişinin, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlü olduğu, hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirileceği, bu uzmanın, güvenlik
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
14/26
tedbirinin uygulama süresince kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında bilgilendireceği, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunacağı ve yol göstereceği; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime vereceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddede, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında;
a) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmamış ise, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi,
b) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış ise, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi, altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebileceği,
c) Sadece ikinci fıkranın uygulandığı durumlarda, tedavinin ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde davanın düşmesine karar verilmesi, aksi hâlde birinci fıkra uyarınca ceza tayin edilmesi
öngörülmüş, maddenin iki, üç ve dördüncü fıkralarında erteleme hükmü verilmeyen uyuşturucu madde kullanan kişiler hakkında özel denetimli serbestlik hükümleri düzenlenmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 26/5/2008 tarihli ve 2006/10821 Esas, 2008/8459 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, yüklenen suça özgü özel bir erteleme hükmü niteliğinde olan 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin, aynı maddenin üçüncü fıkrasına ve bu fıkra hükmüne paralel olarak düzenlenen 5275 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi yollamasıyla 5402 sayılı Kanunun 27 nci maddesi uyarınca hazırlanan ilgili Yönetmelik hükümlerine göre yerine getirilmesi gerekmekte olup; söz konusu düzenlemelerde denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilme usulü açık bir biçimde düzenlenmiş olduğundan hâkime bu konuda takdir hakkı verilmemiştir.
Bu hükme göre; 191 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebilecektir. Maddenin üçüncü fıkrası gereğince, hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzmanın görevlendirilmesi de bir zorunluluktur. Maddenin dördüncü fıkrasına göre de, tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunacaktır. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilecek, ancak bu durumda süre üç yıldan fazla olamayacaktır. Buna göre, uyuşturucu madde kullanan kişiye mahkemece verilen tek tedbir, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiridir. Anılan maddenin üç ve dördüncü fıkralarındaki düzenlemeler bu tedbirin yerine getiriliş şekline ilişkindir.
Söz konusu madde uyarınca verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirleri, denetimli serbestlik hizmetlerine ilişkin yönetmeliğin ilgili hükümleri çerçevesinde yerine getirilmektedir.
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
15/26
Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresi, maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu iki fıkra birbiriyle bağlantılı olup, aynı tedbirin uygulanma biçimini ve süresini belirlemektedirler. Dolayısıyla ayrı ayrı infaz edilmeleri yerine, aynı dosya ya da infaz numarası üzerinden takip edilmesi sağlanmalıdır.
Diğer taraftan, bu hükümlerle bağlantılı olarak maddenin üçüncü fıkrası uyarınca hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzmanın görevlendirilmesi Kanunun amir hükmüdür. Bu bakımdan, anılan fıkralarda yer alan üç hususun birlikte değerlendirilerek rehberin, kişi hakkında yapılan tüm işlemleri görmesi, kişiyi takip etmesi ve buna göre rapor yazması gerekmektedir.
I- Mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbiri kararları
5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbiri kararlarının infaz defteri ya da denetimli serbestlik genel defterinden hangisine kaydedileceği, ne zaman kayda alınması gerektiği, takibinin nasıl yapılacağı hususunda da uygulamada kimi tereddütler bulunmaktadır.
Bilindiği üzere; 5237 sayılı Kanunun “Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” kenar başlıklı 58 inci maddesinin altı ve dokuzuncu fıkralarında; “(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.”
5275 sayılı Kanunun “Denetimli serbestlik ve yardım merkezleri ile koruma kurulları” kenar başlıklı 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “(1) Cezaları ertelenen, salıverilen veya haklarında hapis cezası dışında herhangi bir tedbire hükmedilen hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, iyileştirilmesi, psiko-sosyal problemlerinin çözülmesi, salıverme sonrası korunması ve yargılanan kişiler hakkında sosyal araştırma raporlarının düzenlenmesi ve mağdurun korunması gibi görevleri yerine getirmek üzere denetimli serbestlik ve yardım merkezleri kurulur.”
“Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri” kenar başlıklı 108 inci maddesinin dört ve altıncı fıkralarında; “(4) Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.
(6) Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.”
Ceza infaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün “Mükerrirlere özgü güvenlik tedbirleri” kenar başlıklı 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “(3) 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin dört ilâ altıncı fıkralarına göre hükmedilen denetimli serbestlik tedbirleri, aynı Kanunun 104 üncü maddesine göre
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
16/26
denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri ya da büroları tarafından yerine getirilir.”
hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının 5/ b bendinde; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108 inci maddesinin dördüncü ve altıncı fıkraları gereğince düzenlenen denetim süresinin iyi hâlle geçirilmesi yükümlülüğünün denetimi kapsamında kendisine verilen görevleri, gerektiğinde kolluk makamlarıyla işbirliği yaparak yerine getirmek şube müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Diğer taraftan, bir hüküm ile aynı şahsın hapis cezası yanında para ya da fer’i cezalara mahkûmiyeti hâlinde, bu cezalara ait ilamların ayrı ayrı numaralara kaydedilmesi zorunluluğu karşısında, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbirinin infaz defterine kaydedilmesi gereken bir ilâm olmadığı anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki "cezanın infazının tamamlanması" ifadesi, hapis cezalarında koşullu salıverme tarihini değil, hak ederek salıverme tarihini ifade etmektedir.
Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde de hangi ilamların infaz defterine kaydedileceği belirtilmiş; Ceza infaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, Cumhuriyet başsavcılığınca mahkeme tarafından gönderilen ve birinci fıkrada sayılan hususları içeren ilamın geciktirilmeksizin ilgisine göre infaz veya denetimli serbestlik genel defterine kaydedileceği hükmüne yer verilmiş; 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin dört ila altıncı fıkralarına göre hükmedilen denetimli serbestlik tedbirlerinin, aynı Kanunun 104 üncü maddesine göre denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri ya da büroları tarafından yerine getirileceği açık bir şekilde belirtilmiştir.
UYAP ceza mahkemeleri ve Cumhuriyet başsavcılığı uygulamalarında ise; ceza mahkemelerince verilen hapis cezaları ile birlikte 5237 Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbiri kararları aynı anda kesinleştirilmekte ve kesinleşmenin akabinde infaz bürosu ekranına kayıt için düşmektedir. Verilen hapis cezasına ilişkin kesinleşmiş hükümler, Cumhuriyet başsavcılığı ilamat kaydına kayıt edilerek infazı işlemleri bu numara üzerinden yürütülmektedir. 5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbiri kararları ise denetimli serbestlik defterine kayıt edilerek, şubeye gönderme ve diğer tüm işlemler denetimli serbestlik numarası üzerinden yürümektedir. Kullanıcı, denetimli serbestlik dosyasına ilişkin infaz işlemine anılan Kanun maddesi gereğince mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra başlayacak ise bu durumda kayıt altına aldığı denetimli serbestlik dosyasına bu konuda uyarı ekleyebilmekte ve uyarı listesi tümüyle sorgulanabilmektedir. Anılan uygulamalar, cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbiri kararlarının sehven işleme alınmaması gibi durumları engellemektedir. Söz konusu evrakların ilamat dosyası olarak kaydı halinde ise denetimli
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
17/26
serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüklerince bu evrakların kayıt altına alınması yazılımsal olarak mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.04.2007 tarihli ve 2006/19268 E.- 2007/4077 K. sayılı, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17.10.2006 tarihli ve 2006/10566 E.-11681 K. sayılı, 22.11.2006 tarihli ve 2006/11898 E.-13020 K. sayılı kararlarında; “5275 sayılı Kanunun 108’inci maddesi gereğince, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olması gerektiği” belirtilmiştir.
İ-Sonuç
Genel olarak:
1- İlamların takipsiz ve özellikle kayıt dışı bırakılmamasının sağlanması bakımından, mahkemelerce, Cumhuriyet başsavcılıklarına UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile imzalanmak suretiyle gönderilen ilamların Cumhuriyet savcısı tarafından incelendikten sonra UYAP sisteminde belirlenmiş olan dosya türüne göre (infaz, esas veya denetimli serbestlik genel defteri vs.) kayıtlarının yapılması, kayıtların düzenli yapılıp yapılmadığının ve kayıt dışı evrak bulunup bulunmadığının UYAP’taki raporlar vasıtasıyla belirli aralıklarla denetlenmesi,
2- Başka yerde bulunan hükümlülere ait ceza ilamlarının infaz işlemlerinin (çağrı kâğıdı, yakalama emri vs.) öncelikle ilamı veren yer mahkemesinin bağlı bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığı tarafından;
a) Hükümlüye gönderilecek olan çağrı kâğıdında bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına başvurabileceği hususunun şerh düşülmesi,
b) Hükümlünün çağrıya icabet ederek bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına başvurusu üzerine infaz evrakının UYAP ortamından ilgili yerden temin edilmesi,
c) Hükümlünün çağrıya uymaması sonucu hakkında düzenlenen yakalama emri üzerine hükmü veren yer mahkemesinin bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığı dışında bir yerde yakalanması durumunda o yer Cumhuriyet başsavcılığınca (b) bendi uyarınca işlem yapılması
suretiyle de yerine getirilebileceğinin unutulmaması,
3- Bir hüküm ile aynı şahsın hapis cezası yanında adli para ya da fer’i cezalara mahkûmiyeti hâlinde, bu cezalara ait ilamların UYAP ortamında ayrı ayrı numaralara kaydedilmesi zorunluluğunun hatırdan çıkarılmaması,
4- Adli para cezalarına ait ilamlarda, hükümlülük konusu paranın yatırılıp yatırılmadığının kontrolü bakımından; paranın maliyeye ödenmesinden sonra alınan “Maliye Vezne Makbuzu” ile ayrıca “Muhasebe İşlem Fişinin” birlikte ilamat evrakına eklenmesi,
5- Hapis cezalarına ilişkin ilamlarda, hükümlünün koşullu salıverilmesinin cezanın tamamen infazı olmadığı ve hakederek salıverilme tarihine kadar geçecek olan deneme süresi içinde infazın devam ettiği göz önüne alınarak, infaz veya denetimli serbestlik kaydının kapatılmayarak, mahkemece yükümlülük belirlenmesi veya rehber atanması hâlinde denetimli serbestlik şube müdürlüğünce, aksi durumda ise Cumhuriyet başsavcılığınca takibinin yapılacağının bilinmesi,
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
18/26
6- Hâkim veya mahkemelerden verilip kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen ilamların kesinleşme tarihinden, Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleşen ilamların ise dosyanın mahkemesine UYAP üzerinden geldiği tarihten itibaren en çok bir hafta içinde infaz edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi,
7- Cumhuriyet başsavcılıklarına cezası infaz edilmek üzere müracaat eden ya da her hangi bir suretle getirilen hükümlülerin kimlik bilgilerinin, ilamda yer alan bilgilerle aynı olup olmadığının titizlikle karşılaştırılarak meydana gelebilecek yanlışlıkların ve haksızlıkların önüne geçilmesi,
8- Cumhuriyet başsavcılıklarınca 5275 sayılı Kanunun 16 veya 17 nci maddeleri gereğince erteleme veya infaza ara verme kararlarının UYAP ortamında ayrı bir şekilde raporlanarak takibinin bu şekilde yapılmasının sağlanması,
9- Adli para cezaları karşılığı olarak Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünün şubeleri ya da banka aracılığı ile Cumhuriyet başsavcılığına gelen paraların usulüne uygun olarak işlem görüp görmediğinin araştırılması,
10- İnfaz ve denetimli serbestlik genel kayıtlarının yıl sonunda UYAP ortamında raporlamasının yapılarak sonuçlanan, devreden ilamların listesinin çıkarılması ile takipsiz ilamların kalmamasına özen gösterilmesi,
11- Mahkûmiyet hükümlerinin zamanaşımı süresi dolmadan infazının gerçekleştirilmesi için üstün gayret ve hassasiyet gösterilmesi, zamanaşımına uğrayan evrakın ilgili kolluk birimlerine bildirilerek arama kayıtlarından çıkarılmasının istenmesi,
12- UYAP üzerinden kapatılan ilamat dosyalarının yeniden açılmasının mümkün olmaması nedeniyle kapatma işlemlerinden önce infazının tam olarak yapılıp yapılmadığının titizlikle kontrol edilmesi,
13- Adli para cezasına ilişkin ilamda yer alan cezanın infazı için hükümlüye gönderilen para cezası ödeme emri ya da usulüne uygun olarak çıkarılmış olan yakalama emri üzerine ilgililerin para cezasını mesai saatleri içerisinde maliye veznesine ödemelerinin sağlanması; mesai saatleri dışında, özellikle adli para cezasının infazı için çıkarılmış olan yakalama emri üzerine yakalanan hükümlülerin para cezasını ödemek istemeleri durumunda ise, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 92 nci maddesince yapılan atıf nedeniyle, Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Kalem Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerinin kıyasen uygulanması suretiyle, ilgili Cumhuriyet savcısının bilgisi ve talimatı doğrultusunda tutanak karşılığında paranın teslim alınması ve alınan paranın mesai saatlerinde derhâl Maliye veznesine yatırılması; adli para cezasına ilişkin tahsilatın UYAP ortamında yapılmasına imkân sağlanması durumunda adliyede bulunan vezneler aracılığıyla bu işlemlerin yerine getirilmesi,
14- Müddetnamenin ne zaman hükümlüye tebliğ edildiğinin denetime olanak verecek biçimde tüm nüshalara yazılması,
15- İdari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların ilgisine göre cezayı veren mahkeme ya da Cumhuriyet başsavcılığı tarafından doğrudan 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsili için mahallin en büyük mal memurluğuna gönderilmesi, 5326 sayılı Kabahatler
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
19/26
Kanununun 17 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, idari para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içinde durumun, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirilmesi zorunlu olduğundan ayrıca maliyeden bu cezanın tahsil edilip edilmediği hususunun takip edilmemesi,
16- Denetimli serbestlik hizmetleri kapsamında yürütülen infaz ve iyileştirme çalışmalarından beklenen faydanın sağlanması, toplumun suçtan korunması, suçun tekrarının önlenmesi, denetim ve iyileştirme çalışmalarının etkili ve verimli olması ile seçenek ceza ve tedbirlerin şüpheli sanık ve hükümlü üzerinde etki oluşturabilmesi için;
a) Hükümlülerin, haklarında verilen seçenek yaptırım ya da tedbirin gereklerini yerine getirmemeleri veya denetimli serbestlik görevlilerince hazırlanan denetim planına uymamaları durumunda; 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin yedinci, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin onikinci fıkrası gereğince mahkemelerce uyarılması için evrakın ilgili mahkemesine gönderilmesi,
b) Toplum içinde denetim ve takibi yapılan şüpheli, sanık ve hükümlülerin, denetimli serbestlik görevlilerince belirlenen denetim planına ve iyileştirme programlarına uyarıya rağmen uymamaları nedeniyle anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerine işlerlik kazandırılarak keyfiyetin karar alınmak üzere ilgili mahkemesine bildirilmesi,
17- Diğer kanunlar kapsamında mahkemelerce verilen denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğünün görev alanına girmeyen tedbir ya da yükümlülük kararlarının bu müdürlüklere gönderilmemesi,
18- Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından cezaların infazı sırasında, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran nedenlerle geçirilen sürelerin, hükmolunan hapis cezasından mahsubuna ilişkin işlemlerde; sahte olarak düzenlenen beraat kararları ya da benzer belgeler ibraz edilmek suretiyle, bu karar ve belgelerde gösterilen tutukluluk veya diğer bir şekilde şahsi hürriyetin sınırlandırılmasına ilişkin sürelerin mahkûmiyet sürelerinden mahsup edilmesi için başvurularda bulunulabileceğinin dikkate alınarak, ilgili adli makamlar ve kolluk birimleriyle gerekli irtibat ve eş güdüm sağlanarak mahsup işlemine esas olan kararlar ile diğer belgelerin doğruluğunun tespit edilmesi,
19- İnfaz evrakında mahsup işleminde dikkate alınması gereken hususların resen araştırılması,
20- Koşullu salıverilen hükümlünün, hak ederek salıverilme tarihine kadar yeniden suç işleyip işlemediğinin takibinin, UYAP ve adli sicil kayıtları üzerinden hükmü veren yer mahkemesinin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığınca yapılması,
21- Ceza mahkûmiyeti ilamlarının, nüfusa kayıtlı olduğu yer itibarıyla gönderildiği Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yapılan tüm aramalar sonucunda, hükümlünün başka bir yerde veya yurt dışında olduğunun tespit edilmesi durumunda; ilamın, cezayı infazla yükümlü olan hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığınca takip edilmesi,
22- Kişi hak ve özgürlüklerinin ihlaline sebebiyet verilmemesi bakımından, yabancı uyruklu kişiler hakkında verilen adli para cezasını içeren ilamların tebligat işlemi yapılmadan doğrudan tahdit ve aranan şahıslar projesine veri girişi yapılmaması, bu şekilde yurt dışı
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
20/26
kapılarına tahdit konulması için gönderilen taleplerin, 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının açık hükmü karşısında yakalama emri niteliğinde bulunmadığının hatırdan çıkarılmaması,
Hapis cezasının infazının hastalık sebebiyle ertelenmesi:
1- 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince hastalık sebebiyle cezanın infazının ertelenmesinin talep edilmesi ya da aynı Kanunun 81 inci maddesine göre bu durumun öğrenilmesi hâlinde, hükümlülerin, ilk önce firara imkân vermeyecek şekilde gerekli tedbirlerin önceden alınmak suretiyle resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde cezanın infazına devam olunması, ancak buna rağmen hapis cezasının infazının, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmesi sebebiyle geri bırakılması düşünüldüğü takdirde;
İnfazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığı tarafından;
a) Adli Tıp Kurumuna ya da Adalet Bakanlığı İnternet sayfasında güncellenen listede yer alan tam teşekküllü hastanelerin veya üniversite tıp fakültesi hastanelerinin sağlık kurullarına sevklerinin yapılması,
b) Sevk yazısında; hükümlünün hastalığının neden ibaret olduğu ve 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin bir ve ikinci fıkraları kapsamındaki hastalıklardan bulunup bulunmadığının, akıl hastalığı dışındaki hastalık ise resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde cezanın infazına devam olunup olunamayacağının, infazın devamı hâlinde mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil edip etmediğinin ve bu nedenle cezasının infazının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğinin, gerekiyorsa ne kadar süre ile geri bırakılmasının uygun olduğunun, gerekçeli rapor ile tespit edilmesinin talep edilerek bu rapor ile rapora dayanak olan belgelerin de istenmesi,
c) Anılan sağlık kurullarından alınan raporlarda açıklanması gereken ya da tereddüt meydana getiren hususların bulunması durumunda ek rapor talep edilmesi,
ç) Raporda cezanın infazının geri bırakılmasına gerek olmadığının belirtilmesi ve bu raporun yeterli görülmesi durumunda cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine karar verilmesi,
d) Raporlarda çelişki bulunması veya kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verecek nitelikte bulunmaması hâlinde, sebebi de belirtilmek suretiyle Adli Tıp Genel Kurulundan yeni bir rapor talep edilmesi,
e) 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ve yukarıda belirtilen usulle alınan raporlarda, hapis cezasının infazının mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ettiğinin tespit edilmesi durumunda, cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi ile birlikte, bu kararda mahkûmun tabi olacağı yükümlülüklerin de tespit edilerek mahkûma ya da yasal temsilcisine tebliğ edilmesi ve geri bırakma süresi içinde mahkûmun bulunacağı yerin açık adresi ve telefon numaraları ile ilerde meydana gelebilecek değişikliklerin zaman geçirilmeksizin bildirilmesinin istenmesi, bu yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi durumunda da geri bırakma kararının kaldırılacağının cezanın infazının geri bırakılmasına dair kararda açıkça belirtilmesi,
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
21/26
f) Hastalığı sebebiyle cezasının infazının geri bırakılmasına karar verilen hükümlülerin bu süre içinde izlenmesine yönelik olarak alınacak tedbirlerin, bildirimin yapıldığı yer kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilmesinin istenilmesi,
g) Hastalığı nedeniyle cezasının infazı geri bırakılan hükümlü infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığının yargı çevresinde ise bu yer Cumhuriyet başsavcılığı; hükümlünün bu yer yargı çevresi dışında bir yerde bulunması veya tedavi edilmesi durumunda ise, bu yer Cumhuriyet başsavcılığından, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığının istemi ile infazın geri bırakılmasına esas olan raporda belirtilen süreler içinde, bir süre bulunmadığı takdirde üçer aylık dönemlere göre yukarıda belirtilen usul ve esaslara göre yeniden rapor alınması ile alınan rapor sonucuna göre cezanın infazının geri bırakılmasına devam edilip edilmeyeceğine karar verilmesi,
2- 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde akıl hastalığına tutulan hükümlülerde hapis cezasının infazının mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil edip etmediği koşulu aranmadığından, hükümlüdeki hastalığın akıl hastalığı olduğunun tespit edilmesi durumunda, bu hükümlülerin cezasının infazının geri bırakılması ile iyileşinceye kadar 5237 sayılı Kanunun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınması konusunda gereken işlemlerin yapılması,
3- Hapis cezasının infazının, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılması; çocuğun ölmesi veya anasından başka birine verilmiş olması hâlinde, doğumdan itibaren iki ay geçince cezanın infaz olunması,
4- Yapılan işlemler sırasında cezanın infazında tereddüt duyulması durumunda da 5275 sayılı Kanunun 98 inci maddesi hükmü gereğince ilgili mahkemesinden karar alınmak suretiyle sorunun yasa ve yargı yoluyla çözülmesi,
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma:
1- 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarının;
a) Kural olarak mahkûmiyetin kesinleşmesiyle başlayıp mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya,
b) Ancak hükümlünün maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine
kadar süreceğinin bilinmesi,
2- Bu tedbirlere ilişkin mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen ilamların infaz kaydına kaydedilerek asıl cezanın kesinleşmesinden itibaren hakederek salıverilme tarihinin sonuna kadar hapis cezasının başka bir yerde infaz edilip edilmediğine bakılmaksızın hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığınca takibinin yapılması,
3- Kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş hapis cezasına mahkûm olan ve hâlihazırda maddenin birinci fıkrasında sayılan hakları kullanan bir kişinin bu durumunun ilgili kamu veya özel kurum ve kuruluş tarafından bilinememesi, bu kişilerin maddede sayılan faaliyetlerden birini ya da birkaçını daha evvel almış oldukları izin, atanma ya da seçilme sebebiyle sürdürebilmesi ile asıl cezanın infazından kaçması durumunda da bu hakları kullanmaya
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
22/26
devam edebilmeleri karşısında; hak yoksunluklarını içeren ilamın infazı için sadece kişilerin nüfus kaydına şerh düşülmesi ile yetinilmeyerek Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 57 inci maddesi uyarınca, bu tedbiri içeren ilamın içeriği, tedbirin konusu ve niteliğine göre ilgili kurum ve kuruluşlara bildirim yapılması,
4- UYAP ortamında usulüne uygun ve eksiksiz bir şekilde girişi yapılan 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin infazına ilişkin ilamın, ilgili adli kolluğa fiziki olarak gönderilmesi uygulamasından vazgeçilerek UYAP Bilişim Sisteminin KİHBİ Bilgi Sistemi ile entegrasyonu sayesinde ülke genelinde kolluk biriminde yetki verilen personel tarafından sorgulanması ve bu suretle maddede öngörülen tedbirlerin takibine işlerlik kazandırılması,
5- 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla;
a) Hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükümde belirtilen cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verileceğinden, bu hâlde söz konusu hak yoksunluğunun, mahkûm olunan hapis cezasının infazından sonra da kararda belirtilen süre sonuna kadar devam edeceğinin,
b) Sadece adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde ise, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verileceğinden, bu hâlde söz konusu hak yoksunluğunun, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlayacağının
hatırdan çıkarılmaması,
İnfaz edilen hapsin süresinin adli para cezasını karşılamaması:
1- 5352 sayılı Kanunun "Adli sicile kaydedilecek bilgiler" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin açık hükmü uyarınca adli para cezası ile ilgili olarak;
a) Adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü,
b) Adli para cezasının ödenmek suretiyle infazı,
c) Adli para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infazı,
ç) Adli para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle infazı,
hususlarının adli sicile kaydedilecek bilgiler arasında olması sebebiyle ilgili fişlerin düzenlenerek Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
2- 5352 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde adli para cezalarının tahsil usulüne ilişkin bir ayrıma gidilmeksizin bu cezaların ödenmesi suretiyle infazı hususunun adli sicile kaydedilecek bilgiler arasında sayılması ve bu durumun Adli Sicil Yönetmeliği hükümleri uyarınca yerine getirme fişi ile yapılması zarureti karşısında; infaz edilen hapsin süresinin adli para cezasını tamamen karşılamaması durumunda geri kalan adli para cezasının tahsili için ilamın aslının Cumhuriyet başsavcılığınca mahallin en büyük mal memurluğuna gönderilmesi,
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
23/26
3- İnfaz kaydına, mahallin en büyük mal memurluğuna gönderilme tarih ve sayısının şerh düşülmesi,
4- İnfaz evrakının, üst yazı ile mahallin en büyük mal memurluğuna gönderilmesinde; infazın tamamlandığında durumun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesinin istenilmesi,
5- 6183 sayılı Kanuna göre tahsili yapılacak ilamların yıl sonu listelerinin UYAP ortamından raporlamasının yapılarak maliyeden akıbetlerinin sorulması,
6- 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak tahsil işlemi, belli bir miktarın altında kalması sebebiyle tahsil edilememe keyfiyeti ya da zamanaşımını müteakiben Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirme fişi düzenlenerek Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
Tazyik hapsi ilamlarının infazı:
2004 sayılı Kanunun 338/2, 340, 341, 343 ve 344 üncü maddeleri uyarınca verilen tazyik hapsi ve 2004 sayılı Kanunun 76 ncı maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi uyarınca verilen hapisle tazyik kararının; 5275 sayılı Kanunun 121 inci maddesinde düzenlenen yetkiye dayanılarak hazırlanan ve yürürlüğe giren Ceza ve İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 193 üncü maddesi uyarınca, hapis ile tazyik kaydına kaydedilmesinden sonra çağrı belgesi veya yakalama müzekkeresi düzenlenmeden UYAP ortamında hükümlünün kararda belirtilen adresinde bulunan mahalli kolluk kuvvetlerine veya ilgilinin bu adreste bulunamaması hâlinde yargı çevresi dışındaki o yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilerek ülke çapında infazının sağlanması,
Yüksek güvenlikli sağlık kurumları:
1- Akıl hastası olan ve hakkında 5237 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilen kişinin, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınması,
2- Ancak ülkemizde henüz yüksek güvenlikli sağlık kurumlarının kurulamamış olması nedeniyle, bu kurumların kurulmasına kadar açıklama bölümünde belirtilen tanıma uygun donanım ve özelliklere en fazla sahip mevcut sağlık kurumlarının, ruh sağlığı ve sinir hastalıkları hastanelerinin özel bölümlerinden birinde tedavi ve koruma altına alınması suretiyle ilamın infazının yerine getirilmesi,
Yükümlülüksüz denetim:
1- Denetimli serbestlik genel defterine hangi ilamların kaydedileceği, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde sayıldığından ve burada 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasına göre hapis cezası ertelenen ve üçüncü fıkrası gereğince denetim süresine tabi tutulan ve yükümlülük getirmeyen hükümler belirtilmediğinden, herhangi bir yükümlülüğe tabi tutulmadan ve uzman kişi görevlendirilmeden denetim altında tutulmasına ilişkin mahkeme kararının infazının, kararın verildiği yerin Cumhuriyet başsavcılığınca esas kaydının ilgili kısmına şerh düşüldükten sonra bu kararlara ilişkin UYAP’ta oluşturulan ekran üzerinden işlem yapılması,
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
24/26
Mahkemece belirlenen denetim süresi sonunda Cumhuriyet başsavcılığı ekranına gereğinin yapılması için uyarı verilip sorgulama yapılarak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenip işlenmediğinin kontrol edilmesi,
Bu süre içinde kasıtlı suç işlendiğinin tespiti hâlinde soruşturma ya da kovuşturma safahatının takip edilerek;
a) Mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi hâlinde 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmek üzere mahkemesine bildirimde bulunulması,
b) Kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararı verilmesi ve bu kararların kesinleşmesi hâllerinde ise, kesinleşmeyi müteakiben, ancak her halükarda denetim süresi sonunda yerine getirme fişi düzenlenerek Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
c) Kasıtlı suç işlenmediğinin tespiti hâlinde ise derhâl yerine getirme fişi düzenlenerek Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,
ç) Yukarıdaki işlemlerin, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün (140) No'lu Genelgesi doğrultusunda yerine getirilmesi,
2- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ancak bir yükümlülük belirlenmeyen ve denetim altına alınmasına karar verilmeyen çocuklar ve yetişkinler hakkındaki kararların kesinleşmesini müteakip sisteme kaydedilmek üzere düzenlenecek tali karar fişleri hususundaki işlemlerin, Adli Sicil Yönetmeliği ve Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün (141) No’lu Genelgesine uygun şekilde yerine getirilmesi ile bu kararların takibinin kararı veren mahkemece UYAP’ta oluşturulan ekran üzerinden yapılması,
Belirlenen denetim süresi sonunda mahkeme ekranına gereğinin yapılması için uyarı verilip sorgulama yapılarak, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenip işlenmediğinin kontrol edilmesi,
3- Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilen yükümlülük belirlenmeyen ve denetim altına alınmasına karar verilmeyen çocuklar ile yetişkinler hakkındaki kararların kesinleşmesini müteakip sisteme kaydedilmek üzere düzenlenecek tali karar fişleri hususundaki işlemlerin Adli Sicil Yönetmeliği ile Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün (141) No’lu Genelgesine uygun şekilde yerine getirilmesi ve bu kararların takibinin kararı veren Cumhuriyet başsavcılığınca UYAP’ta oluşturulan ekran üzerinden yapılması,
Belirlenen erteleme süresi sonunda Cumhuriyet başsavcılığı ekranına gereğinin yapılması için uyarı verilip sorgulama yapılarak, erteleme süresi içinde kasten yeni bir suç işlenip işlenmediğinin kontrol edilmesi; kasıtlı suç işlendiğinin tespiti hâlinde soruşturma ya da kovuşturma safahatının takip edilerek mahkûmiyet kararının kesinleşmesini müteakiben kamu davasının açılması; kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararı verilmesi hâlleri ile denetim süresi sonunda yapılan kontrolde kasıtlı suç işlenmediğinin tespiti hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi,
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
25/26
4- 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanuna ilişkin olarak verilen erteleme kararlarının takibinin de, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 17/12/2007 tarihli ve B.03.0.AİG.0.00.00.03/25707 sayılı "4616 sayılı Kanuna ilişkin erteleme kararları" konulu yazısı doğrultusunda yukarıda belirtilen (2) ve (3) numaralı bentlere uygun bir şekilde yapılması,
5- 5402 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından yapılan çağrılara veya hazırlanan denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması hâli, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüğün ihlali sayılacağından bu konuda ilgili mahkemece karar alınmak üzere hakkında yükümlülük belirlenen veya uzman kişi görevlendirilen;
a) Şüpheli, sanık ya da hükümlünün; şube müdürlüğü veya büroya başvurması için yapılan bildirime haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın uymaması hâlinde ilgili defterdeki kaydın kapatılarak durumun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi,
b) Çocuğun; kanuni temsilcisi ile kendisinin haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde şube müdürlüğü veya büroya başvurmaması hâlinde, şube müdürlüğü veya büroca ilgili defterdeki kaydın kapatılarak evrakın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi,
6- Yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar sırasında şüpheli ya da sanıkların getirtilen adli sicil kayıtlarından; daha evvel haklarında hapis cezasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarından birinin verilmesi ve denetim süresi içerisinde suç işlendiğinin anlaşılması hâlinde ilgili mahkeme ya da Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulması,
7- Kişi hakkında yerine getirme veya ikinci tali karar fişi doldurulmasından sonra denetim süresinin iyi hâlli olarak geçirilmediğinin anlaşılması hâlinde de ilgili merciye bildirimde bulunulması,
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında öngürülen tedavi ve denetimli serbestlik kararları:
1- Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan sanık hakkında maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını kapsayacak şekilde mahkemece verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın, tek karar numarası ile bir ilam hâlinde Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi,
2- Cumhuriyet başsavcılığınca, kararın yetişkinler için denetimli serbestlik genel defterine; çocuklar için denetime ilişkin deftere kaydedildikten sonra denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü veya bürosuna iletilmesi ile aynı numara üzerinden infazın yerine getirilmesi,
3- 5402 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından yapılan çağrılara veya hazırlanan denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması hâlinin, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüğün ihlali sayılacağından bu konuda ilgili mahkemece karar alınmak üzere;
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-141-2011
26/26
a) Hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen kişiye on gün içinde sağlık kuruluşuna sevk edilmesi için şube müdürlüğü veya büroya başvurması hususunda bildirim yapılmasına rağmen haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın şube müdürlüğü veya büroya on gün içinde başvurmaması hâlinde, şube müdürlüğü veya büroca ilgili defterdeki kaydın kapatılarak durumun Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi,
b) Kişinin denetim planına uymadığının şube müdürlüğü veya büro tarafından tespit edilmesi, belirlenen tedavi programına uymadığının sağlık kurumunca bildirilmesi veya tedavi tamamlandıktan sonra devam eden denetimli serbestlik tedbiri süresince uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının tespit edilmesi hâllerinde; kişiye denetim planına uyması yönünde denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından uyarı yapılması, uyarıya rağmen denetim planına uymaması hâlinde ise, kaydın kapatılarak evrakın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi,
4- Kişinin tedbire uyması hâlinde şube müdürlüğü veya büroca ilamın infazen Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi,
Mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen denetimli serbestlik tedbiri kararları:
1- 5237 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, mükerrirler hakkında cezanın infazından sonra uygulanmak üzere verilen ve “denetim süresi içerisinde uzman görevlendirilen ya da yükümlülük” belirlenen denetimli serbestlik tedbiri kararının; denetimli serbestlik genel defterine kaydedilmesi ile UYAP uygulamasında gerekli uyarının eklenmesi,
2- Koşullu salıverilme kararını verecek mahkemenin, infazın tamamlanması ya da başka bir deyişle hak ederek salıverilme tarihini müteakiben, 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesi gereğince, denetim süresi belirlemesinden sonra ilamın şube müdürlüğü veya büroya gönderilmesi,
3- İlamın takibinin, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca yapılması
konularında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunun Genel Kurulun 30/9/2011 tarihli ve 276 sayılı kararı ile tüm teşkilata duyurulmasına karar verilmiştir.